Israrlı takip kısaca ve basit bir anlatımla, takipçi olarak da tabir edilebilen bir kişi tarafından gerek fiziksel, gerekse telefon ve sosyal medya üzerinden mağdurun devamlı suretle rahatsız edilmesi, takip edildiğini hissettirilmesi ve dolayısıyla suçun mağduru olan kişinin günlük hayatında huzursuzluk, güvensizlik ve korku hissetmesine neden olması olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 123/A madde hükmünde düzenlenen ısrarlı takip suçu; “ısrarlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olma” olarak tanımlanmıştır.
Günlük hayatımızın bir parçası haline gelen sosyal medya platformları aracılığıyla söz konusu ısrarlı takip suçunun işlenmesi daha da kolaylaşmıştır. Bu suç yalnızca eski eş, sevgili veya platonik bir aşık gibi birebir tanışmanın olduğu geçmişi olan ilişkilerde bulunan kişiler tarafından değil herhangi biri tarafından da işlenebilmektedir.
Bu suç birbiri ile hiç tanışmayan ancak mağdurunun ünlü ve medya önünde olduğu bireylere karşı “takıntı” haline gelen hayranlık, nefret ve benzeri duygularla da ortaya çıkabilmektedir. Nitekim “ısrarlı takip” halinin bir suç olarak düzenlenmesi de oyuncu Rebbecca Schaeffer’in hayranı Robert Bardo tarafından öldürülmesi ile dünya genelinde bir düzenleme yapılması ihtiyacını doğurmuştur.
1967 – 1989 tarihleri arasında yaşayan Amerikalı oyuncu Rebecca Schaeffer’in katili Robert Bardo, oyuncu olan Rebecca’ya hayranlık duymaya başlamış, oyuncuya mektuplar göndermiş, daha sonra oyuncuyla temasa geçmek için oyuncunun şov programı yaptığı stüdyoya gelmiş fakat güvenlik görevlilerinin engellemeleri nedeniyle oyuncuya ulaşamamıştır. İkinci bir girişimde daha bulunmuş ancak bu girişiminde de başarılı olamamıştır. Israrından vazgeçmeyen ve oyuncunun yaşadığı şehir olan Los Angeles’a bir kez daha giden Robert, bu sefer oyuncunun yaşadığı yeri tespit eder. Oyuncunun evine giderek onunla konuşmak ister ancak talebi olumsuz karşılanınca ilgisi nefrete dönüşür ve oyuncuya saldırarak onu evinde öldürür.
Kamuoyunda geniş yer tutan bu olayın ardından ilki (1990) Kaliforniya’da olmak üzere, sonrasında ABD’nin diğer eyaletlerinde ve Hollanda, İrlanda, Avustralya, İngiltere, Danimarka, Almanya, Avusturya, Belçika, Kanada gibi pek çok ülkede ısrarlı takip eylemleri ile ilgili yasal düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye’de ise 27 Mayıs 2022 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete ile Türk Ceza Kanunu’na 123/A madde hükmü olarak ısrarlı takip suçu eklenmiştir.
Israrlı takip suçu uygulamada sıklıkla; mesajlar göndermek, aramalar yapmak, cevapsız çağrılar bırakmak, mailler iletmek, açıklama kısmına yazılar yazabilmek amacıyla sürekli para göndermek, mağdura istemediği halde hediyeler (çiçek, çikolata, kitap vb.) göndermek, mağduru cadde veya sokakta takip etmek, gözetlemek, -hatta takipçi bazen mağduru korkutmak ve onu takip ettiğini göstermek/kanıtlamak için mağdura o gün neler yaptığı, ne giydiği hakkında bilgi bile verebilmektedir- mağdur adına/hesabına mal ve hizmet siparişi vermek -bu konuda en yaygın olan; sabahın erken saatlerinde teslim edilmesi istenen pizza siparişleridir[1]– mağdur adına dergiye/dergilere abone olma veya uçak bileti satın almak, mağdurun evinin duvarlarına yazı yazmak gibi eylemlerle ortaya çıkmaktadır.
‘Siber takip veya siber zorbalık’ (cyberstalking, cyberbullying) olarak ifade edilen yöntemler daha çok sosyal medya kullanımının yoğun olduğu gençler arasında gerçekleşmekte olup sahte hesap, web sitesi, sosyal medya profili açma veya profil oluşturma, mağdurun hesaplarına izinsiz olarak girme, bu hesaplarda kişiyi aşağılayıcı bilgi ve/veya yorum yayınlama, e-posta gönderme, tehdit etme, partnerinin özel fotoğraf veya görüntülerini paylaşma, mağdurun kimlik ve iletişim bilgilerini veya kişisel bilgilerini yayma, ilgisiz veya aşağılayıcı fotoğraflarla mağduru etiketleme, arabasına bir GPS cihazı yerleştirmek suretiyle kişinin her hareketini takip etme, mağduru ve/veya ailesini e-posta yoluyla tehdit etme şeklinde gerçekleşebilmektedir.[2] Bu nedenle suçun işlenebilmesi için tek bir fiil yoktur. Örnekleri artırılabilecek her türlü ısrar ve rahatsızlık verici fiil ile bu suç işlenebilmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nda ısrarlı takip suçunun temel şeklinin yanında suçun daha ağır ceza gerektiren halleri de düzenlemiştir. Bu haller;
a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
b) Mağdurun okulunu, işyerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi,
olmak üzere sayma suretiyle belirtilmiştir. Suçun basit hali altı aydan iki yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş iken nitelikli hali bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir.
Bu maddede düzenlenen ısrarlı takip suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Dolayısıyla söz konusu ısrarlı takip suçunun mağduru olmanız halinde ısrarlı takip suçunu oluşturan fiili ve faili (gerçekleştiren kişiyi) öğrendikten itibaren 6 aylık süre içerisinde mutlaka şikayetçi olmanız gerekmektedir. Şikayet süresinin başlangıç aşaması ise söz konusu fiillerin tek bir hareketle işlenmemesi, suçun oluşumu için “ısrar” unsurunun aranması nedenleriyle mutlaka ayrı bir değerlendirmeye tabi tutularak incelenmelidir.
Çünkü hukuksal anlamda ısrar, başkasının karşı yönde oluşan iradesine aykırılık teşkil eden davranışların kayıtsızca ve bilinçli bir şekilde yapılmasını ifade etmekte olup yasaklanan davranışlar çok uzun olmayan zaman aralıklarıyla tekrarlandığında ve aralarında irade birliği olduğunda ısrarla gerçekleştirildikleri kabul edilmektedir. Bir davranışın ısrarla yapıldığı sonucuna varılabilmesi için kaç kez tekrarlanması gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla her olayın somut özelliklerine ve kendine özgü koşullarına göre davranışta ısrar olup olmadığı tespit edilmelidir.
Ancak ısrarlı takip suçunun mahiyeti gereği bazı durumlarda hakkın kötüye kullanılması halinin mevcut olabileceğine dikkat çekilmelidir. Zira bu suçla ilgili gerek içtihatların gerekse ceza uygulamasının zemini tam oturmamış olup yeni bir düzenlemedir.
Huzur ve sükunu bozma suçu bakımından yapılan yargılamalarda ise Yargıtay kararlarında “karşılık bir aramanın olup olmadığı belirlendikten sonra ısrar unsurunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiğinin gözetilmemesi gerektiği” görüşü benimsenmektedir[3].
Sonuç olarak sosyal medya kullanımı ile artan ve kişilerin ruh sağlığını, manevi güvenlik hakkını oldukça etkileyen ısrarlı takip suçu, mağdurun maruz kaldığı psikolojik şiddetin cezalandırılabilmesinin önünün açılması olarak da görülebilir. Bu suçun “herkese” karşı işlenebileceğini hatırlatmakla birlikte şiddetin önlenmesine dair yerinde bir düzenlemedir. Ayrıca fiziki şiddet ve hakarete ulaşmayan ancak ‘‘ciddi huzursuzluk/güvenlik endişesi’’ veren fiillerin cezalandırılabilir olması umut vericidir.
[1] Mullen vd., 1999: 1244; Bozbayındır ve Önok, 2022: 305; Björklund, 2010: 17-18
[2] Soygüt, s. 2787.
[3] Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.10.2021 tarihli, E: 2021/21142, K: 2021/25277 sayılı ilamı.



